Showing posts with label güzel ev. Show all posts
Showing posts with label güzel ev. Show all posts

April 19, 2015

Pembe Köşk/Kızıl Çarşamba/Yeni Şalanj

Kırlangıçlar gelmiş dostlar, Romalılar, yurttaşlar! Bahar da resmen gelmiş oldu nazarımda, daha da soğumaz bu hava. Sardunyaları dışarı taşıyacağım bugün, "kalan sağlar bizimdir" usulü saksı temizlemem lazım. 

Dün için çok güzel plan yapmıştım, akşamüstüne doğru Kızılay'a inip terziye uğrayacaktım, ordan da arkadaşım S. ile trans mahpuslarla dayanışma gecesine gidip hapishane işi boncuklu anahtarlık filan alacaktık. Barbar kocambeyler meyhaneye gideceklermiş meğer, köpekler yalnız kalıp ulumasın, komşular polis çağırmasın diye gece çıkmaktan vazgeçtim. Meyhane grubuna "Allahınızı severseniz bir uğrayın, bize anahtarlık alın" diye ağlaştım, bilmiyorum giden oldu mu dayanışma gecesine. 

Gece çıkma işi yatınca, annemin gündüz planına dahil oldum, S. ve sarıkafayı da alıp İsmet İnönü'nün Pembe Köşk'üne gittik. Annem yarı yolda gözlerini kırpıştıra kırpıştıra "Ay Köşk bugün açılıyor ziyarete, belki sadece vi-ay-pi ziyaretçi kabul ediyorlardır, size söyleyemedim" dedi. Neyse ki yokmuş öyle bir durum, kapıdan girerken güvenlikçi abi "Hoşgeldiniiiiiiiz!" diye karşıladı, o "i" uzadıkça seviniyorum ben. 24 Mayıs'a kadar ziyarete açık; eski mektuplar, kıyafetler filan sergileniyor. Köşkün kendisi de güzel, pek Ankaralı. Güllü tül perdeler hepimizin favorisi oldu.


Her şeylere bakıp gezmemi bitirmiştim ki annem ve sarıkafanın şık bir han'fendiyle sohbet ettiklerini gördüm, gidip yanaştım. Bir süre kafamı sallayıp onaylaya onaylaya dinledikten sonra yemek masasını gösterip "İşte Atatürk şu uca otururdu, biz çocuklar da bu uca otururduk, bir mesele olunca önce herkesin fikrini sorar, en son kendi fikrini söylerdi" diye anlatmaya başlayınca uyandım, meğer İsmet İnönü'nün kızı Özden Hanım'la konuşuyormuşuz. 

Özden Hanım bizi uğurladı, çıktık. Annem bir fotoğraf çekilelim istemiş İnönü'nün kızıyla, sormaya çekinmiş. Ben de çok başarısızım bu konuda, iki gece önce çok CHP'li bir akşam yemeği yedim, biraz selfi çeksek ne güzel olurdu ama utandım söylemeye. Neyse, Pembe Köşk'ün ziyaret saatleri ve başka detaylar için İnönü Vakfı'nın sayfasına bakabilirsiniz. 

Şu anda şiddetle kompüterin başından kalkmak istiyorum. Halbuki anlatacak şeylerim var, haftaya artık. Fragman kabilinden şunu koyayım, annem bu aralar çok acayip mesajlar atmaya başladı:


Çarşema Sor, Kızıl Çarşamba demekmiş, çok şükür dil bilen eşimiz dostumuz var. Annem de sonra facebook'tan herkesin Çarşema Sor'unu kutladı. Ezidiler'in bayram kutlayacak hali kaldı mı bilmiyorum; geçtiğimiz birkaç bin yılı düşününce, dünyanın bu tarafında nasıl hala bayram kutluyoruz, onu da bilmiyorum. Hayat sürsün diye herhalde. 

Gitmeden bir de yeni şalanjj haberi vereyim, Zihnin Arka Sokakları bizi son kez maceraya çağırıyor, bu sefer sinemalı, filmli. Ben yarın başlıyorum, belki siz de gelirsiniz. Hayat sürer.

June 9, 2014

Refika'nın Tabakları

Evet efendim, emaye çılgınlığı dosyasına ekleyeceklerim var. Bu aşağıdaki üç adet kaseyi Refika'nın dükkanından aldım.


En büyük kase, bu kadar büyük. Ben de büyüğüm, öyle düşünün.



Refika, televizyonda yemek programı yapıyor bildiğiniz üzere; artık mutfağını mı kıskanıyorum, evinde mi gözüm var bilmiyorum, televizyonla itişmeye başlayınca ben, bizim evde seyredilmez oldu programı. En son seyrettiğimde şöyle bir mantı yapmıştı, bakınız;


"NEDEN YOĞURDU ATTIRIYORUZ TABAĞA? NEDEN İNSAN GİBİ KOYMUYORUZ?" diye yerlerde yuvarlandığımı hatırlıyorum. Programda daha çok attırmıştı, fotoğraf gene insaflı. Evet, neyse.

Güzel bir metin hazırlamışlar emaye ürünler için, fabrikaların kapandığını, bu zanaata destek vermek gerektiğini anlatıyor. Çin'den geliyormuş tabaklar, o yüzden fiyat kırarak rekabet etmek zorunda kalıyorlarmış. Uzun zamandır elime aldığım herşeyin altına bakıyorum, "meyd in çayna"yı gördüğüm anda da rafa bırakıyorum. Mesela Paşabahçe'ye girmez oldum bu sebeple, adeta Pekin'de bir market, neye baksanız Çin'de üretilmiş. İyi yerlerde ürettiriyorlardır, kalitelidir falan ama aynısını burda da ürettirebilecekken neden Çin? İşgücü ucuz tabi, yani o kadar ucuz ki ta Çin'den buraya taşımakla falan bile daha ucuza geliyor anlaşılan. Bizim o mavi emaye çaydanlıklar nerde üretildi acaba?

Velhasıl kenarları elle boyanmış bu dünya güzeli tabakları görür görmez verdim siparişi, çabucak geldi. Çok da güzel paketlemişler, sapasağlam ulaştı elime. Çok ucuz değil aslında ama olsun. Refika'ya ve fabrikanın yeni jenerasyonu, tabakları boyayan Hüseyin Bozkurt'a çok teşekkürler.

Yoğurdu da attırmazsak tabaklara, herşey yolunda.

December 3, 2013

Sarı Pencere

Ne güzelsin sarı pencere.

Hemen aklıma bir şarkı geldi, sarı sıcak pencereli.

Dün gece evi yakıyormuşuz, sigorta attı, gecenin bir saati elektrikçi bulduk. Çok sevaba giriyorsunuz 24 saat çalışan elektrik ustaları. Birbirine değmemesi gereken kablolar değiyormuş, biz de neden alev aldı sigorta kutusu diyorduk.

Bu arada kredi kartımdan okkalı bir meblağ göçertmişler. Arada bir bakın ekstrelerinize, anlık harcama durumunuza falan. Şöyle bir yöntemleri var; önce 1-2 lira çekip kart açık mı diye yokluyorlar, sonra da garç diye indiriyorlar, benim durumumda 1880 lirayı.

Bankayı aradım, itiraz formu doldurup faksladım falan, bakalım ne olacak. Aylardır el emeği göz nuru tasarruf ettim, kartları borçtan temizledim, sonra başıma bu geldi. Zaten normal koşullarda zor bulurlardı o kartta 1880 lira.

Velhasıl üzerimde göz olduğunu, tü tü tü nazarlara geldiğimi düşünüyorum. Şüphelendiğim bir kaç kişi var, onlara da burdan seslenmek istiyorum, lütfan negatifli enerjilerinizi, gerizekalı (a kalın okunacak) sıkıntılarınızı falan alın ve gidin burdaaan. Bakın lütfaaan.

March 30, 2013

panoma bi şeyler yollamak ister misiniz?

bu benim panomun acıklı hali, terzi kartvizitinin altındaki buruşuk kağıt da barbar kocamın trafik cezasıymış, şimdi farkettim.

panomu geçen ay indirip yerine bi munch reprodüksiyonu asmıştım. o zamandan beri kalemliklerin üzerinde sürünüyor. bugün yeni bi yer bulayım bari.

neyse, bunları şu yüzden yazıyorum, saçaklı'nın bi fikri var, diyor ki "hepimizin panosu var, neden birbirimize panoya asmalık küçük, güzel şeyler yollamıyoruz?", elle yapılmış olur, dergiden kesilmiş olur. yeter ki baktıkça iyi şeyler düşünelim, gülümseyebilelim. ben hemen dahil oldum, detayları saçaklı'nın yazısından okuyabilirsiniz.

sebepsiz yere elişi kağıdı almıştım, renkli kağıt bantlarım var, bi türlü atamadığım renkli dergiler birikti, bunlar hep birer işaretmiş!

June 22, 2012

çaresizce kiler yapmak

mutfağımız küçük olmasının yanında bi de son derece girintili çıkıntılı. dolaplar yetmiyor falan filan. şöyle bi çözüm bulduk. hol, mutfağa giderken minik bi dirsek yapıyor, oraya 3 tane raf çaktık. kiler yaptım o rafları. tezgahların üstü boşaldı, iyi oldu.

bu fotoğrafı mutfaktan çektim, yamukluğunu mazur görünüz. raflar ikea'dan, bi de en sonunda bi iphone dock'u aldım, evin bu tarafına yayın yapabiliyorum artık, o ince kordon onun kordonu.
burda duvarda dev bi poster vardı, poster dediğim aslında berlin müzesi'nden alınma paket kağıdı, üzerinde iştar kapısının aslanları ve ejderhaları var. onu kaldırmak zorunda kaldık, yerine bu küçük çerçeveyi astım idareten. duvarlarda poster asacak yer kalmadı, zor durumdayım.


bu da detay, tenekelerin biri ikea saksısı, horozlu olanı kızılay'da erdoğan düğme'den aldım, 3 tanesi 15 liraydı.


June 19, 2012

kara tahta boyası

arıyordum, bulup aldım şurdan. nihayet geçenlerde boyadık koko'nun (ki çok çirkin bi köpektir) mama alanını. tebeşir de aldım. mısır marka.


hemen deneme yaptım.


şimdi ilk iş çok eskiyen şu paspasın yerine bi şey almak. bi de kardeşimin gelişi ve ustaların istilasıyla aksayan bi jardzanyan projesi var, bitirince koyacağım onu da.

June 7, 2012

dekarasyon mekarasyon

bi eames koltuğuna sahip olacağım günler hiç de yakın görünmüyor. o günler gelse bile 6bin euro verirken ellerim titrer diye tahmin ediyorum ahhaha!

neyse zaten herrrrrkesin evinde var diyerek bu konuyu kapatayım. isterdim ki annemle babam zamanında bi yerlerden düşürmüş olsun, ben gidip onlardan duygu sömürüsü yoluyla temin edeyim eames koltuğu. evimi bu şekilde dekore ediyorum çünkü ben son 2 yıldır.

bi de tabi ikea var.
ejderha dövmeli kız serisinin son kitabına başladım, bütün soyadları, bütün şehir isimleri ikea'da süzgeç, ne bileyim saksı falan olabilirmiş gibi geliyor. bu şekilde kitap okuyarak nereye varacağım bilmiyorum.

2x3 metre ebatlarında ince bi halı ya da kilime ihtiyacımız var. çok acil. şu güllü karabağlarda çok gözüm var.

annemden kaldırdığım son ganimet en yakın arkadaşının düğün hediyesi kilim oldu. sanırım bi kalbim yok benim. yatakodasına serdim çok güzel oldu, sonra AHAHAHAHAHA diye kahkaha attım.

neyse, esas şu altaki fotoğrafı koyacaktım, dağıldı konu.

çarlzz ve rey. şurdan aldım.

p.s. dekarasyon'u komiklik olsun diye yazdım lan!

May 17, 2012

mıtfak

şöyle bi tezgah-masa hayatı ne kolaylaştırır, çok özeniyorum. bi de bu karatahta boyalarından satın almak mümkün müdür acaba? koko'nun mama köşesini boyamak istiyorum.
bi de,
O KEDİYİ BANA VERİN! verin ühühüüh, evde kedi olmasını özledim. tekir olsa iyi olur ama aslında her renk olur.


May 11, 2012

morgıça mı girsem?

bu aşağıdaki bina ulus'ta erzurum oteli olarak hayatına devam ediyor. ilk gördüğümden beri benim olsun istiyorum.
restore edeceklermiş nihayet, doğru dürüst yapar umarım.



May 9, 2012

masada karpuz var

ouuvvv ne çok ışık giriyor içeri yarabbi!
şurda buldum.
şimdi gidip ağlayayım biraz.


April 18, 2012

helloğğğğ

bi çaydanlığa güleceğim hiç aklıma gelmezdi.
haydi bakalım, kimler 30lu yaşlarını sürmekte, çıksın ortaya eheheh.
şurdan 51 dolares verip alabilirsiniz. ben şahsen vermem, bazenleri pinti biriyim.

April 13, 2012

behold! macramé is back!

makrame fikri, annem ve arkadaşlarının bluzlarına palto vatkası taktıkları su dalgası permalı günleri hatırlatsa da neon makrame çılgınlığından eksik kalmayalım. beyaz saksılarla daha havalı duruyor, şurda kolay bi tarifi var. 



February 2, 2012

o ev, the ev

eğer person of interest'in son bölümündeki eve bayıldıysanız, dizi seyrederken evlerin içlerine, insanların komodinlerine, mutfak dolaplarına falan bakan biriyseniz eğer, bu yazı belki ilginizi çeker.

o ev, new york'un soho'sunda bi loft, 1800lerin ikinci yarısında inşa edilmiş. eskiden metroya elektrik sağlayan küçük bi fabrikaymış, elden geçirip konut haline getirmişler, 8 yıl sürmüş bu tadilat. şu andaki sahibi marcus nispel, kendisini texas chainsaw massacre, friday the 13th, conan the barbarian gibi filmleri yeniden çeken adam olarak hatırlayabilirsiniz. biz aramızda "pis alman bok" olarak anıyoruz, zira filmler ne kadar kötüyse ev o kadar güzel. person of interest'te görünce "o ev, aman allahım o evvv!!" diye heyecanlandık. biraz karıştırınca öğrendim ki sahibi evde oturmuyormuş, parayı bastırana kiralıyormuş, 100 000 dolara bi ay, 50 000 dolara bi haftasonu kiralamak mümkünmüş. beyonce'nin halo videosu mesela, burda çekilmiş.

232 metrekareye oturan bina 5 katlı, katlardan birinde yüzme havuzu var, tavan yüksekliği yer yer 7 metreye ulaşıyor. yetmezmiş gibi bi de terası var, oysa ben sırf o yarım daire pencere için neler vermezdim! daha çok fotoğraf şurda.










January 29, 2012

nepa lamp

çok sevdiğim akrobat lambaları yeniden yorumlamışlar. bu 2 boyutlu, led ışıklı ve dev boyutlu halini şüpheyle karşıladım. öyle biriyim çünkü, ilk radyoyu yanımda icat etmiş olsalardı mesela, radyoyu çekiçle kırıp çığlıklar atarak kaçardım ordan.
ama üşenmedim kolaj yaptım sizin için.


January 26, 2012

ben. ama ergenken.

bu oda, 15 yaşımın hayallerindeki oda. ne eksiği ne fazlası var. belki bi tekir kedi eksik ama o da overdose olurdu artık. böyle iyi.
imajı şurda bi yerlerde buldum.


December 25, 2011

puantiye

akşam yemeği çok yeşildi.
tabakları paşabahçe'den aldım, kırmızısı ve mavisi de var. cam bardak annemin. siyah peçete ikea'dan ve zımpara gibi, sakın almayın. masa örtüsünü de annemden aşırdım.

yılın son haftası iyi geçsin. kuşlara ekmek koymayı unutmayın. sıkı giyinin, portakal yiyin.