AL SANA PORTAKAL hadisesinin ertesi günü Sevda'yla mahallede buluştuk, sırt çantama bu yandaki üç portakalı koydu. Bir miktar da mandalina. Ben de onun çantasına annemlerin yolladığı limonlardan koydum. Sonra biraz yürüyüp ayrıldık. Ne kadar ideal ebatlarda üç portakal değil mi bu sefer?
Eve dönerken çiçekçiye uğrayıp çiçek aldım, bir de peynirciden Tire Süt Koop kaşar peyniri. Hafta sonu sokağa çıkma yasağı var diye günde iki kere ellerimi arkama bağlayıp mutfağı teftiş ediyorum, almam gereken bir şey var mı diye. Halbuki biz hafta sonları dışarı çıkmayı bırakalı yıllar oldu. Çıkılmıyor bu taraflarda dışarı, ne parklarda bir kıçlık yer oluyor ne de dükkanlara girmek mümkün oluyor.
Bugün öğlen Tunalı'ya indik Sevda'yla, plak almak için. Plağı aldık, çay içmeyi reddettik, baklava vardı onu da reddettik. En son yüzümüze dezenfektan sıkarak uğurladı Shades Süleyman Bey. Göze sıkılabilen bir şeymiş ondaki, "GÖZ AMELİYATLARINDAN SONRA KULLANILIYOR!" dedi, tartışacak halim yoktu, zaten biraz korkuyorum kendisinden. Almak istediğim plağın bir beyazı, bir de siyahı vardı. Beyaz olan limited edition filan, "Ya bunların arasında ne fark var allahaşkına?" diye bütün samimiyetim ve cehaletimle sordum. Yere çökmüş yeni gelenler kutusunu karıştırıyordum, arkamda ayakta dikiliyordu. Cevap gelene kadar süren sessizlikte kesin gözlerini kısıp enseme baktı ve içinden "Allahım nelerle uğraşıyorum?!" filan dedi. (Beyaz plağı aldım.)
Hazır inmişken markete filan da girelim bari dedik ama mümkün olmadı, Tunalı'da kıyamet kopuyor bugün. Her yerde uzun kuyruklar var, normalde sakin olan dükkanlar bile tıklım tıklımdı. Sevda gözünü karartıp mandıraya girdi, peynir reyonunun önünde biz yaşlarda bir kadın peynir alıyordu ama nasıl almak? Şöyle almak: "Şu yumuşak peyniri de anneciğime alayım, evet yarım kilo, anneciğim çok seviyor. Şu kaşardan da oğluşuma istiyorum, oğluşumun kaşarı. Anneciğimin, oğluşumun, anneciğim, kaşar, tulum, evet oğluşumuşun, annnnnneciğiiimmm peyniriş..." Ya acaba şuradan uçsam, tekmemi kadının beline denk getirebilir miyim diye hayal kurdum mandıranın kapısında dikilirken. Hayatını anlatmaya gelmiş, reyonu tıkamış, dükkanı işgal etmiş, peynirci abiyi esir almış. PANDEMİ VAR HAN'FENDİ. VİRÜS VAR. Herkes delirmiş.
Şunu gördünüz mü?
Haberin tamamı şurada, okumak isterseniz. Şaşırdık mı? Eh, pek şaşırmadık. Komik mi peki? Valla bence değil. Çok acıklı. Bir yandan da aşırı sağcı ve muhafazakar hükümet ne demektir sorusunun bir haber başlığına sığacak kadar özetlenmiş cevabı olmuş. Bize parmaklarıyla başka bir istikamet gösterirken kendileri durmaksızın bok attıkları o kültürlerin, yaşamların, özgürlüklerin nimetlerini sonuna kadar tecrübe ediyor. Macar Lgbti komünitesine ve mütteffiklerine, insan gibi yaşamak isteyen hepimize sabır, dayanma ve mücadele gücü temenni ediyorum.
Ve gidiyorum. Nasılsınız, iyi misiniz? 3 günlük eve kapanmaya hazır mısınız?






































