October 1, 2017

İkinci Gün / Dutlar, Zeytinler

Çalışmayı bıraktığımdan bu yana cumartesilerin de eski manası kalmadı. Tam tersine, çok acil bir şey olmadıkça evden dışarı çıkmıyorum. Dün de çıkmadım. O ıspanak gene olmadı yani, hala kuru soğan yok evde, dondurucuya tıktım ıspanakları.

Dün sabah annem bir link yolladı, buraya da koyacağım, Yugoslav ülkelerinde 1920'lerde çekilmiş manzara, günlük hayat ve insan fotoğrafları. Kurt Hielscher diye bir Alman fotoğrafçı, bu yıllarda Avrupa'da seyahat edip hayatı fotoğraflamış, çok beğendim.

Şuradan ulaşabilirsiniz. Şu köy evinin güzelliğine bakın lütfen.


Bu fotoğraflara bakıp hayaller kuruyordum ki Zihni Beyciğim de Melih Cevdet Anday'ın Bosna seyahati yazısını yolladı. Annemin yolladığı linki Zihni Bey'fendiye, onun yolladığı yazıyı da anneme ilettim.

Melih Cevdet Anday'ın çok güzel Bosna yazısı şurada. Annem dedi ki:


Umarım dövmüştür Çetin Altan'ı.

Ceviz fidanı haberine çok duygulandım çünkü henüz ortada bir tarlamız filan yok. Barbar kocamla günde 12 saat mesai yaparak dolandık Urla ve Karaburun civarında, beğendiğimiz tarlaların çoğu bu annem-babam-ve diğerlerinin oluşturduğu gruptan gelen "ORADA YAŞANMAZ!" itirazıyla listeden çıktı. Neden çıktı? Çünkü en az paraya en çok metrekareyi arıyoruz.

Neyse, bu uzun ve zorlu bir yol, en azından bir adet cevizimiz var. Zaten bu bağ bahçe işleri için Kudret ve Tülay çiftine güveniyorum, Urla'da bir orman kenarına yerleşip de tam kapasite çiftçilik yapan bir tek onlar var. Skalanın diğer ucunda "Hay allah bu zeytinliği de dünya paraya aldık, ne yapacağımızı bilmiyoruz" diye zeytinlere karşı rakı içenler var. Ve vay canına eski solcuların bazılarında ne para varmış maşallah, akıl alır gibi değil. Anamı babamı ve Kudret ile Tülay'ı ayırıyorum, hayatları boyunca çalışıp para biriktirdiler, gözümle gördüm. Ve Urla'ya geldiklerinde Urla'da sadece Urlalılar ve keçileri vardı. 4 dönüm bir zeytinlik 825 bin lira değildi yani. Oha.

Dünün bir kısmını emlak ilanlarına bakıp tarla arayarak geçirdim. Bir ara annem aradı, komünal tarladalarmış, kuruttukları dutlar kapkara olmuş, çok üzülmüşler. Dedi ki acaba Nadire'yi arayıp sorabilir miymişim, onun annesi nasıl kurutuyor, annemler neyi yanlış yapmış olabilir. Annemi refüze ettim çünkü kız Dersim'e doğru yola çıktı dün, çekmiyor telefonlar. Telefonu kapattım, Nadire sanki dutları duymuş gibi "Ben sevimli Elazığ'a geldim" diye mesaj attı. Yav Elazığ'ın sadece şehir merkezini gördüm, gerçekten. Neyse.

Dut meselesinin çözülmesine de aracılık etmiş oldum. Silkeleyerek toplarsan kararıyormuş dutlar. Urla'dayken de zeytinleri döverek toplayınca ağacın bir sene küstüğünü öğrenmiştim. Benim ağaçlarım olunca silkelemeyeceğime ve dövmeyeceğime dair and içtim.

Dün de kaslarım ağrımaya devam etti, hamlık ne berbat bir şeymiş. Bugün biraz daha az ağlıyorum kıpırdayınca.

Gideyim ben. Gitmeden şunu bırakayım aşağıya. Urla'ya gitmeden annem yollamıştı "Al, dinle" diye. Urla'da da Tülay Teyze beni "Altın hızmaaaa mülayiiim" diye karşılayınca iyice yer etti türkü. Hala bazı sabahlar uyandığımda kafamda çalıyor. Hem Elazığ'ı da tamamen gömmemiş olayım. (Şehir merkezi hariç.)



9 comments:

  1. Urlaya yerleşme kararını çok destekliyorum böylece Ankara'dan kaçmak istediğimde gece vakti otostopa çıkıp kendimi İstanbul'da bulmak yerine sana haber verip tarlana çalışmaya gelebilirim, böyle hayaller kurdum ben de işte ahaha. Ceviziniz varsa gerisi gelecektir üzülme.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay bu senin şehirlerarası otostop işi beni gerçekten endişelere gark ediyor. Tarlaya çalışmaya geleceksen ben sana vasıta bulurum Ankara-İzmir arası, birilerinin yanına kataraktan.
      Trene bin. Tren çok romantik değil mi? Tren ne güzel.

      Delete
    2. Artık hiç kimse benim için endiselenmiyor. Yaptığım her şeyi normallestirmis olmamız beni de urkutuyor. Bu gün Ankara'ya geleceğim ve daha fazla otostop istemiyorum bir süre, zaten hastayım 😒 tren çok romantik trene binersem ağlaya ağlaya gelirim çok da güzel olur

      Delete
  2. Ay dur söyleyim de kocam bir badem gömsün sizin için bizim bahçeye, siz tarlayı alana kadar fidan olur o.
    Yaz günü Temmuz'da, ben terleyim, ben sileyim :)))))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Hiii valla mı ya? Ceviz var, badem var, o zaman geriye dut ve limon kaldı. Onları da zengin eski solcuların bahçelerinden kamulaştırırım. Olacak bu iş :D
      Şad oldum Leylek Hanımcığım, beg oldum :)

      Delete
    2. intihal var, yarın antalya savcılığında görüşeceğiz sevgili Leylak Dalı.

      Delete
    3. Ay nerde intihal? Ben de gelicem savcılığa.

      Delete
  3. savcılıktan geliyorum, kayıtları gösterdim, yaz günü temmuz'da ben terleyip ben silerim diye ilk ben yazdım. kayıtlar duruyor. ben haklıyım. savcıdan geliyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aaaaooov! Adeta dev bir skandal oldu bu ve ben gene savcılığa yetişemedim. Bir dahaki sefere savcılık merdivenlerinde çelme takacağım sevgili şenaybeyciğim, hem hayatımıza renk gelir.

      Delete