Netflix'te The Alienist seyrettik geçenlerde, valla fena değildi, bilhassa da cinayetli dizi sevenler için. 1896'da New York'ta seri cinayetler, bir psikolog, polis teşkilatının başında Theodore Roosevelt filan. Daniel Brühl, Dakota Fanning, Luke Evans var başrollerde. Sürükleyici bir maceraydı. Meğer aslında romanmış. Hemen koşup baktım, Türkçesi de var. Sakın almayın komşular.
"...Manhattan'ın hiç de meşhur olmayan genelevleri"ni okuyunca gözüm seğirdi, orijinali herhalde "infamous", yani "kötü şöhretli". Sanırım sözlüğe bakmak yerine kendi içinde şöyle bir kısa süreç yaşamış çeviren, "Famous meşhur demek olduğuna göre in-famous da olsa olsa meşhur olmayan demektir." Zaten o başına eklediği HİÇ DE'den anlıyoruz cümlenin devamından bir hayır gelmeyeceğini.
"...Roosevelt hiç de Ortodoks sayılamayacak bir çıkış yapıyor...", orijinali "unorthodox" olmalı, yani "alışılmışın dışında". Gene HİÇ DE eklentisiyle, tabii ki yani, neden olmasın? Olan olmuş artık.
Daha arka kapak yazısı böyleyse varın siz düşünün kitabın tamamı nasıldır. Her şeyle birlikte çeviri sektörü de çürüyüp çökmekte olduğundan, böyle iyice okuyup anlamadan kitap mitap alamaz oldum. Yav 633 sayfa roman çevirmeye soyunan bir çevirmen birey "infamous" kelimesini nasıl hayatında hiç duymamış olur? Haydi nasıl olduysa oldu ve bilmiyor anlamını, NEDEN SÖZLÜĞE BAKMAK YERİNE UYDURUR?
İnsanın kafasını duvarlara vurası geliyor. Neyse, ben size güzel müzik bırakıp öyle gideyim. Nereye gidiyorum? Çamaşır asmaya. Ve akşam yemeği yapmaya. Ya da belki bugün mutfağı kundaklayacağım gündür. O gün, bugün müdür? O gün, elbet bir gündür. Meh meh meh.
Fantastic Negrito'yu barbar kocamın Spotify keşfet listesinde bulduk, ben "AY BU NE AAA NE GÜZEL!" diye dizlerime vururken kocam "BÖYLE MÜZİK YAPSAM AYNI BÖYLE GİYİNİRDİM!!!" diye feşın bağlamında ele aldı konuyu.
Ay neden büyütemiyorum ya ben bu youtube videolarını?! Ohh allahım, blogger ne kadar gerzeksin bazen. Yoksa ben mi gerzeğim? Valla o da mümkün. Öbtüm.
Bundan 30 yıl önce sigaradan dışarı koştum diye bir cümle okumuştum:))) O zamandan beri tercümelere mesafeliyim.
ReplyDeleteYani aslında bir tür zihin cimnastiği oluyor, böyle de düşünebiliriz. Türkçe okuyacağım diye oturuyoruz, okuduğumuz şey Türkçe gibi değil, Türkçe gibi olmayan Türkçeyi olduğu gibi İngilizceye çeviriyoruz kafamızda, sonra o İngilizce cümleyi tekrar Türkçeye çevirip yazarın ne dediğini anlamış oluyoruz. Alzheimer:0 - Biz:1 :)
DeleteAslında linki kopyalarken en baştaki width ve length değerlerini değiştirebilirsin :) 560'a 315 yapıyorum genelde.
ReplyDeleteAy link filan kopyalattırmıyor ki. Video ekle butonuna tıklayınca 2 seçenek veriyor, bilgisayardan yükle ve youtube'dan yükle. Youtube'dan yükleyeyim deyince de bir arama kutusu çıkıyor. Oraya şarkının adını yazıyorum, bir liste halinde videolar çıkıyor. Birini seçiyorum, kendi kendine böyle ufacık ekliyor metne. Başka hiçbir şey yaptırmıyor.
DeleteGugıllıyım bari, belki bir çözümü vardır :/
Yani eskiden embed ediyordum yazının içine, youtube'daki embed kodunu kopyalayıp. Şimdi böyle yapınca kod olduğu gibi kalıyor metnin içinde, video çıkmıyor Zihnibeyciğim ayyyy teyze etti beni blogger :(
DeletePost penceresinde üstte soldaki yatık kaleme tıklayınca html view seçeneği var. Embed için html moduna geçmek lazım. Embed kodunu yapıştırdıktan sonra üstteki yorumda söylendiği gibi boyutları o embed satırının içinde istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz.
DeleteÇok teşekkür ederim! Denedim şimdi, oldu valla :D Haftalardır debeleniyordum, video koymaktan kaçınıyordum sinirlerim bozulmasın diye :D Tekrar teşekkür ederim, çok sevinçliyim şu anda ❤
Delete"Sütçü" diye bir kitap aldım, pek meşhur bu aralar sanal alemde. Bir heves başladım, daha ilk sayfada 1. kayınbirader diye bir cümle, lakin kız bekar. Sonra kayınbirader sayısı 3 e kadar çıktı. Meğer enişte demek istermiş. Ya çeviri yapıyorsun da Türkçe de mi bilmiyorsun, dağdan mı indin, fırlattım attım kitabı. Böyle en basıt günlük şeyleri bile bilmeyen birinin çevirdiği kitaptan ne hayır gelir. Bir kere festivalde sinemaya gittim, Okan Bayülgen vardı sanırım başrolde, yönetmen de ünlü biri unuttum şimdi kimdi. filmde adam ölüyor, cami avlusunda cenaze sahnesi. Ezan okunuyor, tabut musallada. Derken ezanın bir cümlesini benim cin kulak duyuyor: "Esselatü hayrün minennevm". "Namaz uykudan hayırlıdır". Yani sadece sabah ezanında kullanılır. Adam tenha olsun diye sabah ezanı cenaze sahnesi çekmiş salak, bari o bölümü çıkar da benim gibi çinler çakozlamasın. Sabah namazı cenaze mi kalkar? Sonra söyleşi oldu, kalktım söyledim bunu, herif bir kızdı, "Sinema polisi misin hanfendi?" dedi bana. Yav adam gibi iş yapın, işter film, ister çeviri ki bir bilene toslamayın, toslayınca da kızmayın :)
ReplyDeleteAy bu sanal alemde aşırı meşhur olup baktığım her yerden üzerime fışkıran kitapları hem merak ediyorum hem de çok şüpheleniyorum :D Sütçü'ye de bakmıştım, iyi ki almamışım. Ya peki şunu sormak istiyorum, okuyanlar her yerrrrlere post ediyor bu kitapları, neden bir allahın kulu da yazmıyor çeviri sorunlarını?
DeleteÇeviri polisiyiz, sinema polisiyiz, allah allah? Kendine mi çekmiş o filmi oha ego patlamasına bak ahahhhahha :D
Bence o okuyup bayılanlar da burnuyla okuyor ya da enişte-kayınbirader farkını onlar da bilmiyor. Tamam yabancı dillerde ayrım net değil belki ama çevirmen Türk yahu, bunu da bilsin artık çevirmenliğe soyunuyorsa. Belki kitap güzeldi ama yeminle almam elime bir daha, Funda'ya verdim, al sen kalan yanlışları bul diye :) Ay sinemacılarda egodan bol bir şey yok, bir başka filmde de köyün zengin ailesinin kızı sabah yatakları toplayıp yüklüğü koyuyor, yorganlar saten ama hepsi kaplanmamış. Ben de duramıyorum, kalktım dedim ki öyle bir köyde kapsız yorgan kullanan kız evde kalır, keşke dikkat etseydiniz. Yine bir azar yiyip oturdum :) Tut çeneni kadın. İyi de erkek bilmeyebilir ama bir danışmanı, asistanı yok mudur bunun?
DeleteLeylak Hanımcığım sen, ben, bir kısmımız böyle böyle hiç de ortodoks olmayan bir şekilde delireceğiz ahhahhhah :D
Deletediziyi not ettim,netflix te bol cinayetli psikologlu 70lerde geçen bir dizi izliyorum bende.bitmeye az kaldı "mind hunter"dizi sıkarsa 70lerin otomobilleri mücehver gibi onları izlersin tavsiye ederim
ReplyDeleteMindhunter'ı seyrettim ve çok beğendim, keşke sezonlarca devamını çekseler. Mindhunter gibisine denk gelirsen haber ver kurban olurum, valla tam dişime göre diziydi o, hem konusu hem yapım kalitesi filan.
DeleteBence kitap sitelerinin eleştirilerine yazılırsa biraz etkisi olur.
ReplyDeleteYa gerçekten, ben yazacağım bundan sonra. En azından alışveriş yaptığım siteye ve Goodreads'e yazarım. İşin acıklısı, elimi attığım kitap çeviri felaketi çıktıkça ben de İngilizcelerini okumaya meylediyorum. 4-5 yayınevi nispeten özenli çeviri ve düzeltme konusunda, onların bastığı kitapları alıyorum. Gerçekten meraktan ölsem de tek bir kitabını almayacağım yayınevleri var. Ve bazıları aşırı meşhur, büyük yayınevleri.
DeleteMutfağı kundaklanmak, ahahahhaa! Kesinlikle bir gün diyorum... ay çok yorgunum yaa makarna falan ypıp yiyin, aaaghhhhh üstüme gelmeyin triplerimin sökmediği ve yemek beklentilerini püskürtemediği yerde mutfağı patlatarak kurtulmam gerekecek.
ReplyDeleteJetgillerdeki gibi hap şeklinde yemeklerin olacağı günleri beklerken coronalı 2020 yılına dil çıkarıyorum, göz deviriyorum !
Ya bu yanan mutfak motifi o kadar uzun zamandır faaağntağzilerimi süslüyor ki belki de çocukluğuma filan inmek gerekiyordur. İki motif var aslında, biri sağı solu kundaklamak, diğeri de donla yokuş aşağı Kızılay'a doğru koşmak. Umarım demans filan olmadan yaşlanırım da bunlar fantezi olarak kalır :)
DeleteBence biz, bu dünyanın her gün yemek yapmak üzerine yapışmış olan bireyleri, toplaşıp dava açalım Jetgiller'in ve bütün o diğer gelecek için bir takım sözler vermiş olan filmlerin filan yapım ekibine. Kandırdılar yani resmen. Halbuki bak zombi filmleri ne kadar gerçekçiymiş :D
Ayyyy ay bana tercüme sorunlarıyla gelme bayılazaaam. Yemin ederim kitabın orjinali 500 sayfa Türkçesi 1200 sayfa olan çevirmenlere mi denk gelmedim, en basit çift anlamlı cümleyi odun gibi çevirene mi gelmedim. Bu nedenle özellikle yeni yayınevlerine ve adı duyulmadık çevirmenlere itinayla yaklaşıyorum. Sayın "Beyaz Ciklet" bloğunda bu konuyu ele alıp yeni yayınevleri arasında güvendiklerini yazıyor ara sıra, çok güveniyorum kendisine.
ReplyDeleteŞöyle hemen bir baktım Beyaz Ciklet'e, Kitap Yayınevi (ve onun alt kolu Helikopter) benim de gözü kapalı kitap aldığım bir yayınevi. Çeviri, dizgi, baskı, her şeyler çok özenli.
DeleteÇevirilerine çok özenli demek ayıp olur aslında, çoğu muazzam çeviriler. Eski seyahatnamelerde filan çevirmen oturup çalışmış ve sayfa altına not düşmüş mesela, "İstanbul'dan Sinop'a şu kadar günde gittim diyor yazar ama o günün koşullarıyla bu kadar günde gitmiş olması lazım. Ayrıca gördüğünü yazdığı filanca kaleyi de görmüş olması mümkün değil, o senelerde yıkılmıştı."
Valla evet, yanlış çeviri bir yana, odun çeviri de büyük problem. Editlemeyen editör de bir diğer problem. Almancadan çeviriler çoğunlukla iyi oluyor diye bir roman aldım, bir editör ya da düzeltmen özne-yüklem uyumsuzluklarını filan düzeltseymiş, biri o metnin odunsuluğunu biraz kırsaymış keşke. 50 sayfa sonra üzüntüyle bıraktım kitabı.
Türkçe dublajlı filmler geldi aklıma. İngilizce bilmediğim yıllarda filmleri altyazılı izlerken izlerken (ay sanki şimdi altyazısız izliyormuşum gibi bir hava doğdu, yok, zaten this is a book seviyesinden hallice ingilizcem var :D) bazen anlamlandıramadığım, kendi cahilliğime verdiğim filmler olurdu. Sonradan dediklerini çat pat anlamaya başladığımda fark ettim ki üfürmüşler sözleri. Er Ryan'ı Kurtarmak filminde baştan sona Özel Ryan ile haşır neşir olduk, Hızlı ve Ölü'deki dublajda çevirmenin yeni bir film yazmış da haberim yokmuş. Dün Akira Kurosawa'nın Düşler filmini izliyoruz oğlumla, abuk subuk manasız cümleler görüyorum, japonca öğrenmekte olan oğlan deliriyor, anne adam böyle söylemedi ki diye. Neyse o okulundan mezun olunca çevirttiririz artık istediğimiz kitapları, ben böyle çözüm buldum bu işe :D (Sabah sabah da çenem düşmüş. Görünce dertli olduğum konuyu susamadım)
ReplyDeleteÖzel Ryan ahhahhhahha :D Ya ben bir ara bu dizi seyrettiğimiz korsan internet sitelerinden birine düzenli olarak altyazı düzeltmesi yolluyordum. Kibar insanlardı, en azından "Ay öyle mi? Teşekkür ederiz." diye cevap veriyorlardı :D
DeleteE Japoncaları kurtardık sayılır, darısı diğer dillerin başına :) Rus Dili'nden mezun olacak çocuğu olanımız var mı acaba? Yeraltından Notlar okumaya kalkışmıştım, herhalde benim IQ puanım yetmiyor diye bıraktım. Şimdi şüpheleniyorum, acaba kötü çeviri miydi?